8 Nisan 2012 Pazar

z-6

6. gün oldu, ehh hafta oluyo diyebilirim. bugün nasıldı? sabah(geç kahvaltı): peynirli omlet, domates, salatalık, biber, zeytin. öğleden sonra(akşama doğru gibi yani): tarhana çorba, fırında tavuk, bol salata. sonrasında iki farklı zaman ve mekanda 3-4 bardak çay. akşama: yarım portakal, yarım(minik) ayva, yarım kivi. 1 saat kadar doğa yürüyüşü var bi de yokuşlu inişli filan. kaç gündür tarhana çorbasında sabitlenmiş olmak hiç hoşuma gitmiyor. hatta unlu çorba içmemen yazıyor uymaya çalıştığım listede. tarhana çorbasına bayılırım normalde ama günlerdir içtiğim çorbalardan sadece birini ben pişirdim. diğerleri kaderin bir oyunu :) yediklerim (kahvaltı hariç) çok da bile isteye belirlenmiyor maalesef. bu arada bloggerdaki bu boşluk bırakamayışıma kötü laflar hazırladım.

z-5

raporlar 1 gün geriden gelir oldu. dün ne yaptım bakalım: yine imkansızlıklar içinde diyet yapmaya çalışıyorum. öncelikle öğlen arabanın sağ arka kısmını çarptım moralim bozuktu. bu durum çikolatamsı şeyler yeme arzumu tetikledi. ikinci olumusuz etken ise akşam içkili kitlesel etkinliğe katılmış olmam. yediklerim şudur: sabah: haşlanmış yumurta, 3 zeytin, peynir, 1 domates, 1 biber, yarım salatalık öğle: tarhana çorbası, kabak yemeği ara: çikolata!!! akşam: salata, köfte, 3-4 kaşık kadar pilav, azıcık ekmek sonra: az karışık meyve

7 Nisan 2012 Cumartesi

z-4

sabah: sucuklu yumurta, domates, kaşar öğle: tarhana çorba, kabak yemeği akşam: annemde yemek yememiz sebebiyle zorlandım biraz. 1 kase acayip acı tarhana, kızarmış dana eti ve bol salata, 3 kaşık makarna sonra: 1 portakal. gün boyu bol su içtim. sabah fitness salonda terlenen 1 saat geçirdim. akşamüstü ise cağnım belediyenin hizmeti olan spor aletlerinde takıldım 1 saat.

5 Nisan 2012 Perşembe

z-3

sabah: domates, slatalık, biber, kaşar öğle: 1 paket çubuk kraker, 3 üçgen peynir ve ciet cola (kel alaka, evet) akşam: kocaman bi tabak kabak yemeği, kocaman bi tabak salata sonra portakal ve çay ara öğün filan yoktu maalesef. öğlen onları yiyebildiğime şükrettim. yarım saat pedal çevirmenin eksi hanesine yazılması dileklerimle satırlarıma son veriyorum. mucuk.

4 Nisan 2012 Çarşamba

bu ne be?

blogerın yeni halini hiç sevmedim ya! paragraf yapıyorum yazarken, hatta bi kaç satır boşluk bırakıyorum ama blogger efendi hiç boşluk yokmuş gibi yazıyor. uyuz oldum.

z-2

az ya da çok ne yediysem yazayım diyorum. buraya yazmaktan utanacağım için yemem belki kötü şeyleri diyorum. o yüzden dün ve de bugün yediklerime bakılırsa hiç de zayıflamaya çalışan biri gibi beslenemediğim görülebilir... diyetsiteleri filan var böyle, kendine bi sayfa açıyosun hergün ne yediğini yazıyosun. ortama takılanlar yediklerine yorum yapıyorlar. çok yersen kızıyorlar, uslu durduysan apperim diyorlar filan. burayı da o şekle sokmak istemem ama liste tutmak faydalı olacak biliyorum. ve bugünün z raporunu yayınlıyorum: sabah: domates, salatalık, peynir, hindi jambon, çay öğle: piliç şiş (+4-5 parmak patates, 3-4 kaşık bulgur pilavı, 1 domates, 1 biber) akşam: tavuk mantar sote, marul salata birazdan portakal yiyicem bu listeye bol su eşlik ediyo bu arada.

z-1

ilk günün bir yakın/sevdicek doum günü olması ne acıdır blog(!) hatta ikinci günün de. şudur menüm: sabah yediğim yımırtanın ardında kuşluk yenen 1/2 avuç badem,antep fıstık filan. öğlen çorba, az sulu köftemsi bişey ve salata. akşam kurufasulye ve yoğurt. ardından yarım dilim kreması çatalla tepilmiş adeta bulaşıklı pandisyanya biçimindeki doum günü pastası. fonda bol su, çay filan var bi de.

3 Nisan 2012 Salı

külolarım :) (1)

vermem gereken kilolar var demiş miydim? onlara külo diyesim var hatta daha şişman gösteriyor çünkü. şimdi bugün kilo vermeye başlamamın ilk günü. yani diyet programımın ilk günü olacak. bu diyet blogları filan var ya. onlara bi özenme içindeyim. gün be gün yazıp kendimi denetleyeyim istiyorum. yediğim içtiğim neyse ayan beyan olsun, kilolar uçsun gitsin, kem gözler sürme bulamasın, dinimiz amin! şimdiiii. olayım şu; gün tamamlanmadan z raporunu vericem burda. ama şansı günüme denk geldiniz biraz spoyler verebilirim şimdiden çok merak edenleriniz için: sabah 1,5 yumurta ve biraz peynir vasati 40 çöplük bi kutu kadar. sonra da ver allah ver çay. beni bekleyin. mucuk.

19 Mart 2012 Pazartesi

festina lente

çabukkkkkk. çabuk olun, acele edin. bakın ben nasıl da hızlı hızlı yazıyorum hayata yetişiyim diye. o kadar acele yani. hemen hemen hemen. çabuk çabuk çabuk. hayat çok hızlı valla. bakın size hayatın hızla aktığına baharın geldiğine inandırmak için yemin ederek 10 sn daha kaybettim.
vermem gereken 7 kilo, çevirmem gereken bisiklet pedalı, tamamlamam gereken kitap/lar, makaleler, oğlumla oynamam gereken oyunlar, hazırlamam gereken dersler, temizlemem gereken ev, asmam gereken çamaşırlar vs için o kadar koşturmam lazım ki. alice'deki tavşancık gibi geç kaldım, geç kaldım modunda oradan oraya koşuyorum. geç kalma telaşıyla kafam dağılıyo, iş verimim düşüyo bi taraftan.
ama geç kalmışlık, işleri yetiştirememe duyguları, çok iş üstlenme, kafada plan üstüne plan kurma gibi alışkanlıklarımla daha da artıyor. bahar daha bi azim veriyor. doğduğum ay. doğduğum güne yaklaştıkça içimdeki kurtlar daha bi hareketleniyor. hareketlendikçe de işler yerinde saymaya başlıyor. kitapta 1 sayfa bile ilerleyemiyorum. yarım kilo bile veremiyorum.
kalp atışlarımı yavaşlatıp, sakin sakin yapmalıyom bu işleri; y a v a ş y a v a ş y a v a ş y a v a ş...

14 Şubat 2012 Salı

kusasım var kendime kendime

şöyle vurucu bi başlığım olaydı keşke. yukarı yazardım. bakan vurulurdu. vurulunca daaa otomatikman yazıyı okumaya motive olurdu.böyle motive edici girişlerim olsun istiyorum. ama sadece benim olmasın. muatap olduğum herkesin olsun. bana bi şeyi dan diye söylemesinler de motive etsinler önce. beni gaza getirsinler felan. şimdi yazının sonuna dek sabredenlerin böyle boktan yazıya neden vurucu başlık istediğimi anlayacaklarını umuyorum. başlık vurucu olsun bari de insanlar okusun yani. neyimiş aceba altında yazan diye merak etsinler filan.
kocam bi operasyon geçirdi. evde yatma modunda. oğluşum okullu artık. okula al bırak hareketliliğim var hergün, bi de işim var. ama hayata yetişemiyorum anasını satiym. bu anasını satıyim lafından da nefret ediyorum. nedir bu kadın cinsinin çektiği ya? erkeklerin ağzına sıçasım geliyor. bu lafımdan da utanıyorum. böyle kendi kendime kızıp, utanıp bi şeyler yapıyorum işte. kendi kendime sanki 3 kişi gibiyim ya. kız bağır kendine, sonra kendinin ağzına sıç. aman ne diyodum hayata yetişmiyorum harbiden. tembel miyim, beceriksiz mi? manyak mıyım? çok şey mi yapmaya çalışıyorum?
napıyorum ya? neden bu postu böyle ortaya s.çtım ki?

12 Aralık 2011 Pazartesi

ay em dıh pesincır

yoldayım. ankara yolları. genellikle beni mutlu günlerime götüren yollar. 93 yılından beri gelip gittiğim yollar. dostla, sevgiliyle, kuzenle, yalnız, otobüsle, dolmuşla, otomobille gittiğim yollar. canım okuluma, canım evime, canlarıma kavuşturan bazen de onlardan uzaklaştıran yollar. ilk yıllarda walkmenden kaset dinleyerek, kitabımı okuyarak kat ettiğim yollar şimdi internette gezinebildiğim, radyoodtümü dinleyebildiğim, film izleyebildiğim, neredeyse koltuğumu ofise çevirebildiğim konforda. 93 ten beri..yani 18 yıl olmuş...altınım büyümüşsün ve artık yaşlanmaktasın diyor bi ses. hem sevinçliyim hem de hüzünlü...

12 Eylül 2011 Pazartesi

9 eylül



yaylayamadım gülüm yaylayamadım derken sonunda yayladık 10 eylül cumartesi günü. yaylada kaldık gece, amcamın yayla evinde. 5 yıldır çeşitli sebeplerden bi türlü kalmayı başaramadıkları evde. ve gerçekten müthiş bi akşam geçirdik. 9 eylül evlilik yıl dönümümüz. cumaya geldi bu yıl. kociş şehir dışından akşam 21 de gelebilince güzel bi kutlama yapamadıydık. yaylamak iyi geldi.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

2 Ağustos 2011 Salı