kafa karışıklığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kafa karışıklığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2010 Cuma

benim öskürlüyümün başladığı yerde senin öskürlüğün biter. nokta.

zamanında adidasla tekkelere giden keçilerin erasmusla hacca giden oğlakları olmuş diyolla. valla ben görmedim, göreni de görmedim. peki bu sadece bi söylenti mi? yoğusam ülkeyi bölmeye çalışanların işi mi bu da? bizi şimdi kamplara mı ayıracaklar?
adidasla tekkelere gidenler vs adidasla tekkeden başka yerlere gidenler;
adidasla tekkelere gidenler vs adidas dışında bişeyle tekkelere gidenler;
erasmusla hacca gidenler vs erasmussuz hacca gidenler;
erasmusla hacca gidenler vs erasmusla başka yerlere gidenler;
ebeveynleri adidasla tekkeye gidenlerden erasmusla hacca gidenler vs ebeveynleri adidasla tekkeden başka yerlere gidenlerden erasmusla hacca gidenler, ….
gibi çeşitli kutuplar bulmak işten değil. ve iddia ediyorum bu kutuplara gönderebileceğim bir milyon türk genci/muhammed ümmeti filan da bulabilirim, ver polarları hepsini polarize et ki üşümesin yavrucaklar, sidikli yorganın altında mışıl mışıl uyusunlar. uyanınca da bi kısmına hac mevsiminde profil fotosuna erasmus rahmetlinin fotosunu koydurur bi kısmına da adidası boykot ettirirsiniz geçinip giderler.

öskürlük demiş miydim? başlıkta demiştim evet. dedim demeye de, hatta herkes en az 1 kez dedi. (bi de herkes en az 15 dakka özgür olabilse keşke). ne diyodum? özgürlük özgürlük dedik de hepimiz başka bişey anladık bu özgürlük lafından. tartışırken “ama benim başörtüsü takma özgürlüyüm var arkadaş” diyenle, “türbanın kendisi özgürlüğün karşıtı bir sembol bi kere” diyen arkadaşlar polarlarını çıkarıp tartışmadıkları sürece n sonsuza giderken tartışmaya devam edecekler. bu tartışma bu topraklarda/ bu koşullarda mı sürecek? orasını bilemem.

son olarak bi de “parayla imanın kimde olduğu belli olmaz” diyen arkadaşa seslenip çıkıcam. güzel kardeşim senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? bana der misin parayla imanın kimde olduğu belli değil, OK. ama ya parasız iman ya da imansız para konusunda ne diyeceksin? peki dürüstlük mü ve cesaret mi oynar gibi para mı iman mı oynamaya ne dersin? iman çıkarsa türbancılar ateist olsun, para çıkarsa laikçiler cemaatlere para yardımında bulunsun, var mısınız?

28 Ocak 2010 Perşembe

başım belada, telefonumu düşürdüm helada...

çok su içiyorum ben. o kadar ki nerdeyse her saat avagadro sayısı kere tuvalete gidiyorum. bugün tuvalet ziyaretlerimin birini 3. kat kadın wc ye yapmıştım. kapıdan girişimin 10. sn de telefonumun cupppp sesiyle deliği boylamasını seyrettim(seyrettim derken bu olaya seyirci kaldım manasında). sonracığıma bi görevli gelip eline 2 kat çöp poşeti geçirip aldı delikten:S hemen içini açtı, sim kart bi yana, batarya bi yana, arka ve ön kapaklar bi yana ayrıldı. sim kart çalışıyor allahtan ama numaraları telefon hafızasına kaydetmişim müthiş bir planlılıkla! telefonu kurumaya aldık çünkü ekranda yer yer su baloncukları (ben su olduğuna inanmak istiyorum)var.
şimdi çeşitli yönlerden kendimi sorguluyorum:
1. tarihten hiç ders alamıyor muyum? acep bu bi alışkanlığa mı dönüştü? neden hala ısrarla cebimde telefonla tuvalete gidiyorum. cep telefonunun her daim cepte taşınması yanılgısına mı sahibim?
flashback:
zaman: 2005,
yer: yine okul binası daha da özelleştirirsek eski binanın 3. kat kadın tuvaleti
bendeniz pantalonumun cebindeki telefonumun deliğe düşüşünü cuppppp efektiyle izliyorum.


2. yoksa bilinçaltım telefonu yok etmemi mi emrediyor?
flashback:
zaman: dün akşam
yer: telefoncu
kocacığıma yepisyeni bir telefon satın alıyoruz. onun öncesinde aramızda geçen konuşmalarda bana telefon alınması gündeme geliyor ve ben oğluşumuz (atıyor, çarpıyor vs.)büyümeden yeni bi telefon almak istemediğimi söylüyorum ısrarla.


3. tel noları sime neden kaydetmedim? yoksa kaydettim de suya dayanıksız mı kaydettim. eş dost numaraları sim kart suya girince silindiler mi birer birer? sudan dostluklara mı sahiptim bunca zaman?

4. bu sulu telefonu ne yapmalıyım? yani kuruyunca olur da çalışırsa mesela, numaraları alıp atmalı mıyım? yoksa mis kokulu telefonum diye bağrıma mı basmalıyım...

ooff offf.
bu son soru anket sorusudur. bu konudaki görüşlerinizi beklerim hacılar.

15 Ekim 2009 Perşembe

olmalı mı olmamalı mı?

sitirese girdim blog of. bugün ayın 15i. ayın 28inde sonuçlanacak bi iş var. bakalım nasıl olacak sonu. olsa mı iyi olmasa mı bilemedim. böyle bi gerginlik, bi tırsmalar, bi bişeyler...

29 Eylül 2009 Salı

tik tak tik tak tik tak...



bebecikler zamanı nasıl algılar, insanoğlu tarihsel süreçte zaman kavramını nasıl fark etti, zamanı ölçmek nerden aklına geldi, nasıl yaptı bu işi filan konuşuyorum sınıfta. gel gör ki kendim şaşıyorum bazen; bi bakıyorum geçmek bilmiyo bi bakıyorum günler sanki 5 dakkada bitivermiş.
bazen yavaş geçiyo, bazen hızlı, bazen daha yavaş geçsin istiyorum, bazen de daha hızlı. acayip bi şey.

11 Eylül 2009 Cuma

sonsuz göklerin hür sahipleri gönlüm sizlerledir

sanki dün gibi ama tam 21 yıl olmuş. ben de bu bücürlere eşlik ediyordum sallana sallana. daha dündü, bilemedin 5 sene hadi taş çatlasın 10 sene olmuştur diycem. ama 3 değil 5 değil 7 değil 10 değil tam 21 yıl olmuş bu film çekileli.

ben ne zaman büyüdüm çoluğa çocuğa karıştım yaaaa!

1 Temmuz 2009 Çarşamba

lost lost diye nice nicesine sarıldım sine sarıldım

tnt lostu baştan vermeye başlamış. geçen gün 1. sezon ilk bölümü izledim. güya yapımcılar tüm soruların yanıtlarının % 70 i bu bölümde demişler. ben hiç bi soruya yanıt bulamadım şahsen. hatta yeni yeni sorular geldi aklıma.
şu ana kadar gösterilen tüm bölümleri izleyince daha bi şüpheyle bakıyo insan tabi. mesela sanki jack adaya ilk kez düşmüş gibi görünmedi gözüme. soğukkanlı hareketleri dr olmasından mı yoksa daha önceki gelişlerini hatırlamasından mı bilemedim. hatta uçağın düşeceği sırada rose'u sakinleştirmeye çalışan sözlerini filan yadırgadım.
bi de vincent acayip kıllandırdı bu izleyişte. ilk izlediğimde aman ne cici köpüşmüş filan dediğim hayvan sinsi sinsi bakıyomuş gibi geldi. sanki bir şeyler biliyomuş gibi bakıyo. jeykıbın ya da jeykıbın rakibi sakallı adamın ruhu vincentin içine girmiş olmasın diye düşünüyo insan. bi alakası var mı bilemiyorum ama jeykıbın kulübesinde bi kuçu kuçu resmi vardı son sezonda.
bu ilk bölümün beni en çok geren sahnesi ne uçağın düşüşü, ne uçak enkazının yıkılırken claire'in göbişine düşeceği korkusu, ne pilotun bilinmeyen bi şey tarafından kan revan içinde bırakılması, ne gaipten gelen sesler. en çok gerildiğim an john locke'ın kate'e bakıp gülümsemesi ve ağzını açınca turuncu bi şey çıkması. insan birden canavara dönüeceğini sanıyo. ağzındakinin meyve olduğunu anlayana kadar tırsıyor. john lock'ın cins bi adam olduğu sinyallerini orda vermiş adamlar.

denk getirirsem tüm bölümleri baştan izleyip üstünden geçmeyi düşünüyorum. yeni yorumlarla karşınızda olucam efenim.

17 Mayıs 2009 Pazar

they're coming!!!

offf diyorum şimdilik...sorularımla geri dönücem.
aşağıdaki video 6. sezona ilişkin acayip spoiler içeriyor. izlemeden önce bi kez daha düşünün.