mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2010 Çarşamba

cins bi mim

pas geldi ben yazmaya ara vermeden önce. paslanmadan yazalım dedim ama az biraz eskittim istemeden. Eva attı pası, konusu 7 "cins" özelliğim. yalnız bu pas bana 2. kez geldi çaktırma. buyrun burdan yakın efenim:

1. ilk cep telefonumu telefonumu 2003 aldım.
evet yanlış okumadın; 2003. teknoloji karşıtı bi yapım yok yanlış anlaşılmasın ama cep telefonuna direndim gerçekten. ilk telefonumu aldığımda 7 den 77 ye herkesin elinde telefonu vardı, ailede çevrede mini mini bebeler bile birer "cep" sahibiydi ve bana aval aval bakıyorlardı. ironik olansa 2003 te başlayan kısa telefon serüvenime 2 kez tuvalete telefon düşürme olayını sığdırmamdır :[

2. daha önce burada ve başka yerlerde arz ettiğim gibi çok su içiyor ve sık tuvalete gidiyorum. bu artık kitlelere mal olmuş bi özelliğim ama bu konuyla ilgili ilginç (ve gerzekçe)sayılabilecek bir diğer özelliğim şudur: istediğimde uzun sayılabilecek bir süre tuvalete gitmeden de idare edebiliyorum. kısaca tutuyorum. ama çok pis tutuyorum. "eee bende sabah evden çıkarken yapıyorum çişimi akşam eve gelene kadar yapmıyorum hiçbi yerde, akşam mis gibi kendi evimde yapıyorum" tarzı çişini başka tuvaletlere emanet edemeyenlerden de değilim. kaldı ki "sen tüm gün sabah içtiğin çaydan başka sıvı tüketmediysen yapacak bi şeyin yoktur" diye cevap veririm bunu söyleyen adama. ben o kadar sıvıya rağmen tutuyorum. "heee marifet mi sanki, tutuyon diye madalya mı takalım?" diyenlere gelince. hayır takmayın kardeşim de beni bi terapiye filan götürün, daha sık gitmem lazım tuvalete bana telkin yoluyla öğretsinler bunu. sidik torbası şimdiden sarktı eminim, neyse bu konuda daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum, sağlıksız biliyorum ama... teorik var pratik yok işte.

3. gereksiz bi hoşgörü gösterme özelliğim var. hoşgörüyü lafını görünce aman ilginç özellik yaziyim ayağına kendini övmüş demeyin sakın. dikkat buyurun: gereksiz hoşgörü demişim di mi? sonunu duymadan karar vermeyin bi de.
olaylara yaklaşımım şu; misal birisi bi hata yapıyo, insandır yapar diyorum, gülümseyerek, bunu herkesin yapabileceğini hissettirmeye çalışarak hata yapanı utandırmamaya ve rahatlatmaya çalışıyorum. böyle olması gerektiğini düşünüyorum çünkü. kendi yaptığım gerzekçe hatalarda üzülüyor ve utanıyorum ben. empatik düşünüp karşımdakinin de utanacağını öngörüp onu rahatlatma çabası içine giriyorum. ha iyi hoş. ama bu hoşgörülen şahıs aynı şeyi bi daha yapıyo. bende gene aynı hoşgörü tüm salaklığımla tekrar gösteriyorum ya... ben şimdi bu şahsı ikinci kez hoşgördüm buncağız ezilir büzülür karşımda, zati yaptığına bin pişmandır, bi daha ki sefer bi yanlışlık olmaması için ekstra çaba sarfeder diyorum. tüm bunların ardından bahsi geçen şahıs aynı ya da benzer şeyi bi daha yapıyo. diyo ki bu salağa ne yapsan saftirik saftirik sırıtıyo nasıl olsa ben bunun tepesine s.çıyım. hoşgörüyle ilkesizliği, ezikliği karıştırıyo bu andaval. o zaman ben ne yapıyorum? deliye dönüyorum ve bu şahışın ağzının payını veriyorum. ama sevimsiz oluyo işte. ilişkiyi bu raddeye getirmeden ilk hatada bilemedin ikincide höt! desem adam kendine çeki düzen verecek oysa ki. herşey güllük gülistanlık olacak. (of be, amma doluymuşum ha...)

4. evde terliksiz duramam. yok efenim bi de avrupai avrupai evde ayakkabıyla mı duracaktım? elbette değil de. bi çok insan ayağına terlik geçirmez evin içinde yalınayakdurup halıyı hissetmeyi prensip edinmiştir kendisine. bendenizin yaz sıcağında terliği çıkardığında bile ayacıklarım üşür. bu mu ilginç diyebilirsiniz belki ama benim ilginçliğim bu kadar işte.

5. ayrıntıcıyım. incik cincik yazmışım işte üstte. vakit olsa herbirini daha da ayrıntılandırmak isterdim...

6. lisenin sonlarına kadar bazılarına komik ama çoğuna garip gelen bi uyuma biçimim vardı. nasıl tarif etsem, anlatması zor şimdi. hani yüzüstü yatıp kitap okursun ya, o sırada bacaklarının dizden aşağısını havaya kaldırırsın, sağa sola sallarsın, çapraz yaparsın filan. işte ben öyle uyudum uzun yıllar. yorganın altından ilginç görünür ama adamı dinlendir, dene bak.

7. maymun iştahlıyım.

8. şanslıyım.

yeter mi? yetsin. şanslı olmak, maymun iştahlılık ilginç mi şimdi demeyin. 7 değil 8 tane yazdım idare edin gari. bu pası da kimseye atmıyorum, bende kalsın (bu da mı cins bi hareket değildeğil?).

5 Ocak 2010 Salı

mimler mimlere karışır

bir mim'im varmış dwarfwaves den habarım yokmuş ama. daha yeni gördüm çalakiybort yaziym:

sizi en çok üzecek olay:
sevdiklerimi kaybetmek.

nerde yaşamak isterdiniz:
düzenli, modern, insanların insan muamelesi gördüğü, aydınlık, çok soğuk olmayan, çocuumun at gibi yarışlara hazırlanmak zorunda kalmayacağı, okulların ezberlemeyi değil bilgiyi kullanmayı öğrettiği bir avrupa kentinde (bir eğitimci olarak memleketin eğitim sisteminden çok hoşnutsuzum bu aralar)


yaşayabileceğiniz en mutlu an:
ailemle mutlu olabildiğim her an.

hangi hataları hoşgörüyle karşılayabilirsiniz:
hiç sevmedim bu soruyu ama heralde bilmeden yapılmış hataları hoşgörürüm.

en sevdiğiniz erkek karakter:
ne olarak sevdiğim? misal scrubs'ın dr cox'ı da olabilir, aragorn da olabilir, ortadaki malcom da.

en sevdiğiniz ressam:
gustav klimt.

en sevdiğiniz müzisyen:
dolores o'riordan

bir erkekte en sevdiğiniz özellik:
espri yeteneği(yapması yetmez benim espri yapınca da anlasın), dürüstlük, içtenlik, mertlik, hoşgörü (daha sayayım mı?)


yapmaktan en mutlu olduğunuz iş:
(şu sıralar) oğluşla havuzda oynamak

en sevdiğiniz renk:
en sevdiğime karar veremedim hiç; mavi ve fuşya şu aralar gözdem.

en sevdiğiniz çiçek:
hanımeli

tarihte en sevmediğiniz karakter:
saruman

nasıl ölmek isterdiniz:
acısız

hayattaki sloganınız:
çok işim var

şu anki ruh haliniz:
yorgun


oh be. uzun bi liste aradan kırptıklarım oldu ama altında kalmayalım.
topu eva, dereotundannefretederim ve aydınkoza ya atıyorum. aynen topun bana geldiği gibi atıyorum: ben almiyim diyen varsa ısrar yok, bazen bayabiliyo bu mim işi.

23 Aralık 2009 Çarşamba

MiM

jewel mimledi saolsun. altında kalmayalım, yazalım:


1. dinleyin:
daha yeni bahsetmiştim. tekrar bahsedeyim. bu polkacı canları dinleyin. bi bakmışsınız müptelası olmuşsunuz ve dinlerken k.çınız başınız da oynamakta ve hayatınıza eşlik edecek akapella bir soundtrack yapmak üzeresiniz. derdi sıkıntıyı unutup coşun bununla. çingene dizilerindeki/filmelerinde durup dururken kalkıp oynamaları gibi sizde oynayın durun.


2.deneyin :
herşeyi deneyin. bu kelime mottonuz olsun. deneyin, deneyin, deneyin. bütün başarılı insanların daha çok denemiş oldukları için başarılı olduklarını düşünün. çekinmeyin, deneyin. başaramasanız da komik bi anınız olur belki.

3.her gün tekrar edin :
her sabah gözlerini açınca ya bugün son günüm olsaydı diye düşünün. o ruh haliyle kırdığınız kalpleri onarın, kalbinizi kıranların ağzının payını verin.

4.sadece tek bir gün bile olsa :
sizi uyuz eden insanlara uyuz ettiklerini hissettirin.

5.yapın :
hergün mutlaka bi iyilik yapın (kadim izci felsefesi). yakınlarınıza olmak zorunda değil, hattta hiç tanımadığınız ve yaptığınız iyilik için size borçlu kalmak durumunda olmayan, belki bir daha hiç karşılaşmayacağınız kişilere yaparsanız extra bonus.

6. okuyun:
eğer hala okumadıysanız yüzüklerin efendisini okuyun. sonra tek cilt halini yatağınızın başucuna koyun, her akşam rasgele bi sayfasını açıp en az 1-2 cümle okuyun. yılda bi kaç kez 3 ciltlik halinin herhangi birini çantanıza koyun evden çıkarken, otobüste, serviste, birini/bişeyi beklerken filan rasgele bi yerlerinden başlayıp okuyun. okuyun ki damarlarınızda akan kan temizlensin, ruhunuz arınsın.

7. için :
günde en az 3 litre su. göreceksiniz içtikçe güzelleşeceksiniz :)

ooh işte benim açımdan 7 madde. ha yapın edin dedim ama bi kısmını kendime yazdım sanırım, ben de yapıcam yani merak etmeyin.


evet efem mimimiz dwarfwaves, delfina ve lady ye gitsin. yapılacak şey anladığınız üzere bu 7 başlığı doldurmak.