müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2011 Çarşamba

2 Ağustos 2011 Salı

28 Aralık 2010 Salı

sarı muz minik uzaylı sütten kesti mi?

oğluşum şarkı söylemeyi çok seven bi velet. duyduğu şarkıları merakla dinliyor ve öğrenmeye çalışıyor.
uzun zamandan beri barış mançonun arkadaşım eşek şarkısının bazı kısımlarını kendince söylemekteydi. bu akşam şarkının "sarıkız minik buzağıyı sütten kesti mi" kısmını başlıkta da yazdığım üzere "sarı muz minik uzaylı sütten kesti mi" şeklinde söylediğini duyup çok güldük.
bu komik yanlış söyleyiş tarihe geçsin, sadece bizi değil okuyanları da güldürsün, ve dünya daha yaşanası bi yer olsun diye yazıyorum bunları. bir sevgi böcüsü olarak yanaklarınızdan öpüyor en yakın zamanda daha yaşanası dünyada buluşmak üzere diyorum.

14 Aralık 2009 Pazartesi

geç oldu ama temiz oldu.

milletin çoktan duyduğu benim yeni keşfettim neş'e, enerji, motivasyon kaynağı:

19 Eylül 2009 Cumartesi

I can't do this all on my own



comedy smart scrubs'ın birinci sezonunu vermeye başladı. daha önce izleyemediğim ilk sezon ilk bölümü bile görme şansım oldu. geçmişe götürdü beni, hem keyifli hem de sıkıntılı ankara günlerine... zavallı bir doktora öğrencisiyken izliyodum scrubs'ı. JD ile özdeşleştirmiştim kendimi. o kadar zavallı hissediyormuşum demek kendimi. hüzünlendim.

eski günler için lazlo bane'den gelsin:

18 Ağustos 2009 Salı

teşekkürlüklerden

bazı insanlar var yaptıkları işle gelip yüreğine dokunabiliyorlar. üstelik sadece senin değil milyonlarca insanın. bu adamlara sanatçı diyorlar işte.
bu insanlara teşekkür etmek istiyorum. bana hissettirdikleri hisler, yaşamdan zevk almamı sağladıkları, kısa süre içince olsa herşeyi unutturup hayatı daha yaşanabilir kıldıkları için. özeniyorum onlara. ne güzel bi şey insanlara böyle güzel şeyler hissettirebilmek.
bu insanlarla öbür dünyada filan bir araya gelmeyi çok isterim. bazıları çoktan göç ettiği için öbür dünya dedim (dünya gözüyle hepsini toplayabilsem evimde ağırlasam misal süper olurdu ama). hani bir çırpıda bu duyguları bana hissettirenlerin hepsini sayamam ama oğuz atay, dolares o'riordan, gaudi, chagall, canetti ilk aklıma gelenler şimdi.
cem adrian da bunlardan. uzun zamandır dinlemediğim bi şarkısıyla karşılaştım demin. aşk ile hep beraber buyrun:

5 Ağustos 2009 Çarşamba

alatav

alatav eşimin istanbul'da keşfettiği grup. dönüşüm bu türküyle olsun:

16 Temmuz 2009 Perşembe

Les Jours Tristes


bayıldığım bir şarkıyı sözsüz olarak koymuş afet-i devran bugünkü yazısında. sözleri de beni gaza getirmiştir çoğu zaman. ben de sözlerini de yazayım, bizim etkileşimli yazışmalar devam etsin yine :)

It's hard, hard not to sit on your hands
And bury your head in the sand
Hard not to make other plans
and claim that you've done all you can all along
And life must go on

It's hard, hard to stand up for what's right
And bring home the bacon each night
Hard not to break down and cry
When every idea that you've tried has been wrong
But you must go on

It's hard but you know it's worth the fight
'cause you know you've got the truth on your side
When the accusations fly, hold tight
Don't be afraid of what they'll say
Who cares what cowards think, anyway
They will understand one day, one day

It's hard, hard when you're here all alone
And everyone else has gone home
Harder to know right from wrong
When all objectivity's gone
And it's gone
But you still carry on

'cause you, you are the only one left
And you've got to clean up this mess
You know you'll end up like the rest
Bitter and twisted, unless
You stay strong and you carry on


It's hard but you know it's worth the fight
'cause you know you've got the truth on your side
When the accusations fly, hold tight
And don't be afraid of what they'll say
Who cares what cowards think, anyway
They will understand one day, one day.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

gusura galma bacım, yaptık bi yamuk!

http://www.ntvmsnbc.com/id/24983407/

kurtçuklar'ın özründen daha anlamlı olan güvercin elli kadının onlara CD hediye etmesidir. ben demiştim di mi müzikle tedavi lazım bunlara diye. CD nin kapağında "cemaatlerinizde 1 ay süreyle günde en az 16 saat dinleyiniz. ayın sonunda başka CD gönderilecektir" yazmaktaymış.
bakalım arınmaları ne kadar sürecek.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

yuh artık be!!!!

yazıp silip durdum yazdığım giriş cümlesini. nasıl desem ne desem bilemedim, günay'ın bile "ilkel yaratıklar" dediği solucanlara.
hiçbirinizde mi akıl yok, hepiniz mi koyunsunuz, bu kadar mı safsınız (olabilecek en hafif kelimeleri bulmaya çalışırken zorlanıyorum gerçekten).
onlara haykırmak istiyorum:
1. oranın kutsal mekan olduğunu nerenizden uydurdunuz?
2. sizce orda ilk kez mi alkollü içecek içiliyor? sarayken de müzeyken de kimbilir kaç metreküp alkol tüketilmiştir şimdiye kadar.
3. tüm bunlarla idil biret'i suçlamak niye? bu tip olayların organizasyon meselesi olduğundan haberiniz yok mu kardeşim? o mu gitti şarap firmasına gelin sponsor olun diye yalvardı? (hayır öyle bile olsa size ayrıca). o naif, kibar, alçakgönüllü kadını bi kez dinleseniz, konuşmasını, oturup kalkmasını görseniz belki melek diye nitelendireceksiniz ama nerde sizde düşünüp, sorgulayaıp, tanıyıp, öğrenip akıllıca hareket etmek. birileri idil biret'i hedef gösterdi; tamam. kim olduğunun önemi yok. yarın biri ananızı hedef gösterse onu da sorgulamazsınız siz.
4. zina ne iş? zinanın kralı o mekan sarayken yapılıyodu büyük olasılıkla.

başları olacak mavili kin nefret saçan bakışlı kuklaya baktıkça insanlık adına üzülüyorum, utanıyorum...hepsinin müzikle tedavi edilmesi gerektiğini düşünüyorum. hepsine yıllarca idil biret dinletilmeli. o kin, nefret, öfke dolu ruhları arınır da yüzlerine nur iner belki.

28 Haziran 2009 Pazar

ana mını seveyim, yine beni gurez (?)

söyleyeceğim abartı, uydurma vs gelebilir. ben de inanmazdım belki ama gerçek bir olay demekle yetineyim (gereksiz yemin etmiyim ki inandırıcılığını yitirmesin. bu parantez anlatacağımın uydurmasyonmuş gibi görünme durumunu iyice pekiştirdi sanki. neyse...)
şu an tüm tv kanallarında, internette, gazetelerde filan bol bol micheal jackson'dan bahsediliyor. bu kadar yoğun anılmamıştır herhalde en zirvede olduğu zamanlarda bile. rahmetliyi bu kadar sık görünce aklıma onunla ilgili bir anı geldi. sene 93-94 filandı sanıyorum. bi ahbabın henüz ilkokul çağına gelmemiş çocuğu ablasına "abla ana mını seveyim yine beni gurez"i açsana, hadi onu dinleyelim" tarzı isteklerde bulunur. ablası anlayamaz hangi şarkıdan bahsettiğini. o zaman CD, mp3 filan yok. anca kaset, kasetçalar, radyo, walkmen, tv vasıtasıyla müzik dinleniyor. ablanın son zamanlarda en çok dinlediği şey rahmetlinin yeni kaseti. tüm kaseti dinleyip çocuğun kastettiği şarkıyı buluyor abla. rahmetlinin "All i wanna say is that
They don't really care about us" deyişini çocuk "ana mını seveyim, yine beni gurez" olarak algılıyor!!!
insanın pes, yuh diyesi geliyor bu yanlış anlamaya ama çocuktur deyip geçmek lazım. ablası uydurdu desem herhalde uydursa daha güzelini uydururdu diye düşünüyorum.

neyse bu da böyle bi anımdı işte.

27 Haziran 2009 Cumartesi

arkanızdayım gönen mustafa uşdu liseli gençler, yolunuz açık ola!!!

trt'deki genç mikrofon yarışmasına takılıyoruz 2 bölümdür. oldukça başarılı gruplar var. benim yürekten desteklediğim grup gönen mustafa uşdu lisesi grubu. solisti, orkestrası daha güçlü gruplar var aslında. ama grup çok hoşuma gitti benim. ilçeden çıkıp gelmişler, solistleri esra son derece doğal bi güzelliğe sahip ve bir o kadar doğal bi var. özel lise ve güzel sanatlar lisesi öğrencileriyle yarışmaları, biraz utangaç da olsa çalıp söylemeleri bile takdir edilesi bi durum bence.
geçen bölüm yani benim ilk izlediğim bölümde tüm gruplar türküleri yorumladılar. ilk kez duyduğum bi türküyü yorumladı gönenli gençler. esranın sesine de pek yakışmıştı bu türkü:

Link: Gönen Mustafa Usdu Lisesi Zeytinden Asimisin




grubun "sil baştan" yorumunu izledim internetten. bu da gayet başarılı bence. umarım hedefinize ulaşırsınız gençler. ileriki yıllarda sizi profesyonel olarak müzikle uğraşırken izlemek isterim doğrusu.

Link: Gönen Mustafa Usdu Lisesi vertigo sil bastan

22 Nisan 2009 Çarşamba

yazdım, çizdim, hayal ettim

teşekkürler duman!!!!




evet o beni de anladı...

yazdım çizdim hayal ettim
sazla sözden ibarettim
arkamı döndüm emanet ettim
anlayamadın ya

aklım fikrim kaynayınca
söz müzikle ağlayınca
kalbimi açtım ibadet ettim
anlayamadın ya

ama o anladı
o beni anladı
dibine kadar
dibine kadar

güldüm geçtim genceciktim
aşk içinde meşke daldım
kendimi buldum onu kaybettim
anlayamadın ya

iyisin hoşsun bir yokuşsun
harbiden baya bi boşsun
şarkıya türküye lanet olsun
anlayamadın ya

ama o anladı
o beni anladı
dibine kadar
dibine kadar

15 Nisan 2009 Çarşamba

harika çocuk!!!!


türkiye'nin "harika çocuğu". oldukça başarılı, bir o kadar mütevazı. utangaç sanki... bir ömrü müzikle geçirmek, yaptığı işle insanların yüreğine hitap edebilmek ne güzel şey!!! sesiyle ya da enstrümanından çıkan sesle beni alıp farklı dünyalara götüren insanlara bana hissettirdiklerini anlatabilseydim keşke.
idil biret konseri vardı kentimde. tüm salonu kendine hayran bıraktı dakikalarca notalara bakmaksızın güvercin gibi piyanonun tuşlarında gezinen elleriyle çaldığı eserlerle.
teşekkürler harika çocuk!!!