annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2012 Perşembe

z-9

deliye hergün bayram misali hergün diyeti bozmak için onlarca sebebim var. ama bugünün durumu valla billa çok özel. oğluşumun doğum günü. 4 yıl önce anne olduğum gün bugün. ne yedim dirseniz:

sabah: peynirli omlet, peynir


öğle: kaşar ve çerez

akşam: boool salata, 8 cm uzunluğunda kıymalı kaşarlı pide, şalgam suyu

sonra: yarım dilim kreması sıyrılmış yaş pasta

uzun, yoğun ve yorucu bi gündü. öğle yemeğine çıkmadım. sabah yanıma aldığım kaşarlar ve ofiste 2-3 haftadır duran çerezi atıştırabildim ancak. akşamsa gerçekten kendimi tuttum denebilir. diyette olmasam rahat yediğim pidenin 5 katını yer, 2 bardak ayran içerdim. sonrasında koca bir dilim pasta ve yanına kurabiyeleri götürürdüm. şimdi bu yiyemediklerimin eksi haneme yazılarak hızla kilo vermeyi umup, uykuya dalıyorum.

son olarak: mutlu yıllar canım kuzum, hayatımın anlamı, bi tanem. iy ki doğdun.

29 Aralık 2010 Çarşamba

ören bayan

bazenleri örüyorum, söküp söküp bi daha örüyorum sonra. geçenlerde bi çocuk beresi gördüm şurda yeşil yumak alıp başladım örmeye. kaç telden başlayacağımı, ne kadar artıracağımı, nerede keseceğimi filan deneme yanılmalarla keşfedebildiğim için bol söküşlü bi örgü süreci yaşadım. ama ürünümle gurur duyuyorum ayıptır söylemesi. oğluş eskitmeden buraya resmini koyim ki ne kadar görmemiş olduğumu cümle alem duysun. (görmemiş bi halt etmiş cümle aleme duyurmuş anacım, cümle alem bu blogu okuyo ayrıca)
efenim bu beremizin (çok uygun bir ortamda olmasa da) çekilebilmiş portre fotosu:

ilk kar sevincinde berenin oğluşu nasıl da ısıttığını hissedebiliyor musunuz : )

bir anne olarak oğluşumu gördüğü ilk kar yağışınca kardan adam yapmaktan mahrum etmedim elbette. minik bir kardan adama yapmaya giriştik hemen. ben kardan adamın gözü için minik taş vs aramaya çalışırken oğluşumda kardan adama kulak yapmış resimde gördüğünüz gibi. ben o ilk kardan adamını ben de ilk kulaklı kardan adamımı yapmış oldum yani. bu da kulaklı kardan adamımız:

bir de temama uygun bir baykuş bere örmüşlüğüm var. onu önümüzdeki günlerde marthanın programında göstericem şekerim :) tvde yayınlandıktan sonra burada paylaşırım (görmemişim demiş miydim?). kendinize iyi bakın, soğuk kış günlerinde kafacıklarınızı üşütmeyin.

22 Ağustos 2010 Pazar

bebe geliyor bebe :)

evettttttt bebe geliyor. yok canım durun panik yapmayın hamile olan ben değilim çok şükür. ben o vazifeyi yeni gördüm daha. 2 yıldır bunun için çabalayan arkadaşlarımızdan aldım haberi. sevinçliyim bu akşam. henüz bi kesecik daha, kalbinin atmasına bile 2 hafta var. ama bu bile başta anne adayı olmak üzere herkesi heyecanlandırabiliyor.

bütün akşam konuştuğumuz tek konu buydu. 3 yıl önce bu zamanlar yaşadıklarımı tekrar yaşadım sanki. çok güzel bi duyguydu gerçekten. umarım tatmak isteyen herkese nasip olur bu duygular.

10 Nisan 2010 Cumartesi

iyi ki doğdun yavrucum!!!

yarın minik kuşumun ikinci doğum günü. bi taraftan bakınca ne çabuk geçti 2 yıl diyorum, bi taraftan da daha sadece 2 yıl mı oldu onca şeyi 2 yıla mı sığdırdık diyorum. o yokken eksikliğini nasıl fark etmemişim, onsuz nasıl yaşamışım diye şaşıyorum. burda uzun uzun anlatmadım hiç kuzumu. onun yeri ayrı diye, ama onun 2. doğum günüyle birlikte yeni “ben”in doğum gününü kutlayacağım için buraya yazasım geldi.

fiziksel olarak büyüyüp gelişeli çok oldu tabi. evlendim, yeni bi ailem oldu, veeeee sonra anne oldum. asıl o zaman anladım bi ailem olduğunu. bir ailem vardı ve ben o ailede anneydim. anne olmayı öğrenmeye başladım. biraz içgüdülerimle biraz da yavrumun bana öğrettikleriyle... artık ergenlikten çıktığımı iyice duyumsuyorum (evet anca!). hayatla daha barışık, daha sevgi dolu, ayakları yere daha sağlam basan, daha güvenli, daha fazla sabırlı, daha fazla hoşgörülü, daha affedici ama gerektiğinde daha cezalandırıcı olmayı öğrendim. hatalarımı gördüm ve ders aldım, yolumu nasıl çizmem gerektiğini anladım.

34 ergenliği noktalamak için geç bir yaş belki ama olsun, geç olsun güç olmasın (ne çok söyler oldum bu lafı. çok kaderci gösterdi beni ama idare ediverin gari). beni büyütenin geçen yıllar değil yavrukuşum (ve onunla birlikte artan sorumluluklar) olduğunu düşünüyorum.

şimdi yapacakları listeliyorum, ne çok şey var yapmak istediğim. yetişemiyorum hayatın hızına, okumak istediğim kitapların, izlenmek istediğim filmlerin sayısı her geçen gün artıyor. ben izleyemeyip okuyamadıkça inadına yapar gibi kitap yazıp film çekiyorlar. bunun yanında bebişim her geçen gün büyüyor, her gün yeni laflarla, hareketlerle beni şaşırtıyor. hızı başımı döndürüyor, yakalamaya çalışıyorum ama hep gerisinde kalıyorum. son sürat koşmalıyım ve sanki hiç uyumamalıyım, belki o zaman anca yetişebilirim hızına diyorum. ama biliyorum ki benim hücreler o kadar hızla bölünmüyor. en iyi yapabildiğim şey şaşakalmak bu hıza.

çok koştum ve hala koşuyorum. artık arada bir güneş gören bi yerde durup bi nefes almalıyım. güneşten nazlı nazlı gelen fotonların beni ısıtmasına izin vermeli, kuş seslerini dinlemeliyim. sonra dönüp bi geri bakmalıyım, aldığım yola. ne kadar gitmişim fark etmeliyim. nerdeyim, nerdeydim, neye gitmeye niyetliyim bi düşünmeliyim.

sonrası? sonrası yine oğluşumun büyüme, benim anne olma ve bizim aile olma maceramıza devam.

5 Nisan 2010 Pazartesi

her şey çok süper olacak!!!

artık hazır sayılırım. daha da ne yapayım ki zaten. yarın sabah yola koyuluyorum. çantam hazır sayılır, sabaha koyacaklarım var. oğluşumun kokusunu iyi bi içime çektim. onun varlığı bana güç verecek uzaktadan da olsa.

salı, çarşamba ankaradayım blog. iyi haberler bekle benden.

4 Mart 2010 Perşembe

idrar aranıyor

2 haftadır oğlanın çişiyle başım dertte. çiş dediğim aslında idrar (yani bu sıvı çocukça bi bağlamda değil, büyükçe bi bağlamda lazım, onu demek istiyorum).

olayımız şu: spor merkezine üyeliğimiz bitti. bu sene üyeliği yenilerken bebişimizi de aramıza katalım dedim havuza filan sokarız babında. dediler ki paşamızın da idrar tahlili, sağlık raporu filan lazım. hay hay yaptıralım dedim. ama hay hay demekle olmuyormuş gördüm; tahlil yaptıracak miktarda idrar edinemedik paşadan. kendisi henüz hacetini bezine yaptığından idrar edinim sürecimiz uzadı. bardak, lazımlık vs. ye yapmayı reddetti. bebeklere takılan idrar torbasını da başarıyla kullanamadım. 2 idrar torbasını yerinden oynatıp çişin tamamını beze yapmayı becerdi, biri takılıyken kakasını yaparak idrar torbasını kullanılamaz hale soktu, başka birine de kustu... daha ne yapayım bilemedim.

kan anonsu gibi idrar anonsu vericem, yahut gazeteye ilan: "tahlil yaptırılmak üzere yaklaşık 23 aylık oğlan çocuu idrarı aranmaktadır. " diye. şaka ya şaka vermiyecem vermicem. ama ciddi ciddi düşündüğüm şey şu: idrarın bu gibi basit tahlillerde bakılan özellikleri cinsiyet ve yaşa ilişkin bilgiler içerir mi acaba? yani bu miniğin çişi deyip gidip kendim vericem, o kadar kafam bozuk. zaten daha az sıra beklendiği için tahlili sağlık ocağında yaptırıyoruz, dna testi yapacak halleri yok heralde di mi?
di mi? bi fikir verin!

17 Ocak 2010 Pazar

krep güncellemesi

şekerim geçmişte yaptığım krep tarifini vermiştim. sonrasında krep konusuna bir güncellemeyle döndüm.bu sabah ki ampirik krep denemem sizlere yeni bir güncelleme sunmamı gerektirdi. bu bilgiyi sizden saklayamam zira.

evet canlarım, verdiğim ilk tarifi biliyosunuz, o tarifte süt yerine bebek/çocuk sütü, 2 bardak un yerine de 1,5 bardak normal un+ 0,5 bardak mısır unu koyuyorsunuz. bebek/çocuk sütünden kastım pınar, nestle yahut daninonun 1 yaşından büyük çocuklar için önerilen markasına göre demir, d vitamini vs ilaveli tadı vanilyalımsı, hafif şekerlimsi sütleri. bendeniz nestleyle denedim. msır unu bildiğiniz mısır unudur. karadenizliler nasıl yapıyorlar krebi bilmiyorum ama biraz mısır unu ilavesi oldukça güzelleştirdi.

tarifi bir de böyle deneyiniz, arasına mutlaka krem çikolata sürüp yiyiniz anacım. afiyetlen.

4 Kasım 2009 Çarşamba

örgücü nine


bugün süper bi blogla karşılaştım: örgücü nine . yazıları okudukça tanıdım biraz örgücü nineyi. blogun sahibesi nazik, yardımsever, torunu sahibi ama oldukça genç bi kadın. nine filan değil yani.

kırmızıdan canavarlı bi bere yapmış torununa. tek kelimeyle BA-YIL-DIM.
yeşil ip alıp benim fareye yeşilini yapıcam bi vakit bulup (fare lafı da örgücü nineden arak). azimliyim.

16 Ekim 2009 Cuma

krep

krep olayında kendimi geliştirme azmindeyim. dün akşam üzeri yine denedim bu kez sıvılardan katılara doğru bir karışımla (ben adamı anlaşılmaz türkçe'mle döverim beaaaaa). fena olmadı. oğluşuma güzel güzel mam-malar hazırlama yolunda ilerliyorum.

25 Eylül 2009 Cuma

necibe'tül sitires


nisandan beri süren gergin bekleyişte bi gelişme yaşandı bugün. elim ayağım titredi. okullarda tüm yaz boyu yattıktan sonra telaşla yeniden çalmaya başlayan ziller gibi çaldı eteklerim. etekler sevinçten mi çalar yoğusam heycandan mı tam bilemedim gerçi. ama benim etekler heyecandan, yanlış anlaşılmasın sıratı geçmediğimiz sürece sevinç bize uygun ruh durumu değil! stresten/vakitsizlikten/üşengeçlikten bi türlü dosyaları son haline getirememe durumu ve her gün yinelediğim bu gece yaparım temalı dejavu dakikaları artık son bulacak. bu iyi bi şey diye bakmak lazım.
bu iş bitince napmalıyım? (yani olumlu bitince diyorum sayın bayım hani olurda eşiği atlayamazsak naparız diye düşünmek istemiyorum şimdi.) ahtım var (yoksa ahdım mı var?) oğluşla oynamak, onun büyümesine daha yakından tanıklık etmek ve hobisel yaşamak istiyorum bi süre (3 vakit mi desem 5 vakit mi bilmiyorum ama bi süre işte kısa da olsa olur) bi halk oyunudur, örgüdür, bisiklettir, tenistir, yüzmedir, filmdir, kitaptır şeklinde yoğun yaşamak bi süre, sonra hobisel bakış açısını hayatıma yaymak, iş-güç şeklinde geçen hayatla harmanlamak bunları. yani çalışırken harcadığım enerjiyi toplayabilecek kanallar üretmek. onlardan beslenip aileme karşı ve işimde daha keyifli ve verimli olabilmek.
biraz daha sıkarsam dişimi her şey güzel olacak.
özlem tekinden gelsin efenim: "sabır iyi bi şey, sabır iyi bi şey".

18 Temmuz 2009 Cumartesi

I am the passenger

yine düşüyorum yollara. bu kez daha uzağa. oğluşumdan ayrı yaklaşık bir hafta uzaklarda olucam. ondan ilk kez bu kadar uzak olucam... annesi babası olmadan geçireceği en uzun süre şu ana kadar...
ardından oğluşu alıp yakınlara gideceğiz.
belki arada bi yerlerde yazarım blog. kendine iyi bak.



I am the passenger
and I ride and I ride

5 Temmuz 2009 Pazar

Microsoft Office’in bilmişlikleri

Yuvamdan uzakta biraz tatil, biraz çalışma, biraz dinlenme, biraz oğluşumla oynama tadında günler geçiriyorum. İnternetten uzağım. Dizüstüm yanımda yanımda olmasına ama internet erişimimim yok. Boş bir word belgesi açıp blog yazılarımı gün be gün yazıyım tatil dönüşü aktarırım dedim ve başladım yazmaya. Bu blogda konuşma diliyle yazıyorum. Normalde önem verdiğim noktadan sonra büyük harfle başlanır gibi bazı imla kurallarına fazla kulak asmıyorum (de’leri ayr/bitişik yazma gibi anlamı değiştiren şeylere elbette dikkat ediyorum). Ama word izin vermiyor benim kendi tarzımda yazmama. Bi cümleye başlıyorum ilk kelimeyi yazmayı bitirdiğimde bakıyorum ilk harfi büyütmüş hemen. Sana ne kardeşim!!! Sen yanlış olduğunu düşünüyorsan beni uyar, altını çiz bi şey yap. Ben karar vereyim doğru mu yanlış mı olduğuna.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

huzurrrrrr

cumartesi oğluşum kuşluk uykusundan yeni uyandığında daha uyku mahmurluğunu atmadan kollarıma aldım. o mahmurlukla uslu uslu durdu kollarımda. sevilmeyi, sarılmayı, öpüp koklanmayı bekleyen minik bi kedicik gibi.
öylesine huzur doldu ki içim. son zamanlarda kendimi en iyi hissetiğim yer olan pilates salonunda bile bu huzurun yarını hissetmiyorumdur sanırım.
canım oğlum.. çok özledim seni. eve gidesim var.