ev hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2010 Çarşamba

ören bayan

bazenleri örüyorum, söküp söküp bi daha örüyorum sonra. geçenlerde bi çocuk beresi gördüm şurda yeşil yumak alıp başladım örmeye. kaç telden başlayacağımı, ne kadar artıracağımı, nerede keseceğimi filan deneme yanılmalarla keşfedebildiğim için bol söküşlü bi örgü süreci yaşadım. ama ürünümle gurur duyuyorum ayıptır söylemesi. oğluş eskitmeden buraya resmini koyim ki ne kadar görmemiş olduğumu cümle alem duysun. (görmemiş bi halt etmiş cümle aleme duyurmuş anacım, cümle alem bu blogu okuyo ayrıca)
efenim bu beremizin (çok uygun bir ortamda olmasa da) çekilebilmiş portre fotosu:

ilk kar sevincinde berenin oğluşu nasıl da ısıttığını hissedebiliyor musunuz : )

bir anne olarak oğluşumu gördüğü ilk kar yağışınca kardan adam yapmaktan mahrum etmedim elbette. minik bir kardan adama yapmaya giriştik hemen. ben kardan adamın gözü için minik taş vs aramaya çalışırken oğluşumda kardan adama kulak yapmış resimde gördüğünüz gibi. ben o ilk kardan adamını ben de ilk kulaklı kardan adamımı yapmış oldum yani. bu da kulaklı kardan adamımız:

bir de temama uygun bir baykuş bere örmüşlüğüm var. onu önümüzdeki günlerde marthanın programında göstericem şekerim :) tvde yayınlandıktan sonra burada paylaşırım (görmemişim demiş miydim?). kendinize iyi bakın, soğuk kış günlerinde kafacıklarınızı üşütmeyin.

4 Aralık 2010 Cumartesi

elektrik süpürgesi

elektirik süpürgesi almayı düşünüyoruz. çünkü şu an evde kullanılan bi 10 senelik filan neredeyse, çekiş gücü düşük, uçusan tozlar göremesem de bi taraftan emip bi taraftan kusuyor büyük olasılıkla.
sulu mu yoksa susuz-torbasız tip mi almalı acaba? buraya yolu düşenlerden bu konuda önerisi olan yok mudur?

17 Ocak 2010 Pazar

krep güncellemesi

şekerim geçmişte yaptığım krep tarifini vermiştim. sonrasında krep konusuna bir güncellemeyle döndüm.bu sabah ki ampirik krep denemem sizlere yeni bir güncelleme sunmamı gerektirdi. bu bilgiyi sizden saklayamam zira.

evet canlarım, verdiğim ilk tarifi biliyosunuz, o tarifte süt yerine bebek/çocuk sütü, 2 bardak un yerine de 1,5 bardak normal un+ 0,5 bardak mısır unu koyuyorsunuz. bebek/çocuk sütünden kastım pınar, nestle yahut daninonun 1 yaşından büyük çocuklar için önerilen markasına göre demir, d vitamini vs ilaveli tadı vanilyalımsı, hafif şekerlimsi sütleri. bendeniz nestleyle denedim. msır unu bildiğiniz mısır unudur. karadenizliler nasıl yapıyorlar krebi bilmiyorum ama biraz mısır unu ilavesi oldukça güzelleştirdi.

tarifi bir de böyle deneyiniz, arasına mutlaka krem çikolata sürüp yiyiniz anacım. afiyetlen.

30 Kasım 2009 Pazartesi

plan program

tatil bitiyo, işler aklına geliyo insanın. adam gibi bi plan yapıp bu işlerin altından kalkmak lazım. bi akşamda misafirliğe ayırmak lazım, sosyalleşmek de lazım yani. sonra ıspanak, pırasa filan da pişirmek lazım. daha ıspanak girmedi eve kış gireli. cuma akşamları balık yemek lazım. ipin ucunu kaçırmamak lazım.

4 Kasım 2009 Çarşamba

örgücü nine


bugün süper bi blogla karşılaştım: örgücü nine . yazıları okudukça tanıdım biraz örgücü nineyi. blogun sahibesi nazik, yardımsever, torunu sahibi ama oldukça genç bi kadın. nine filan değil yani.

kırmızıdan canavarlı bi bere yapmış torununa. tek kelimeyle BA-YIL-DIM.
yeşil ip alıp benim fareye yeşilini yapıcam bi vakit bulup (fare lafı da örgücü nineden arak). azimliyim.

21 Ekim 2009 Çarşamba

beklemek bizim yaşamımız

böyle bi heyecan, bi gerginlik içindeyiz. efenim beyimizin önemli bi günü yarın. öööle bekliyoruz işte.

16 Ekim 2009 Cuma

krep

krep olayında kendimi geliştirme azmindeyim. dün akşam üzeri yine denedim bu kez sıvılardan katılara doğru bir karışımla (ben adamı anlaşılmaz türkçe'mle döverim beaaaaa). fena olmadı. oğluşuma güzel güzel mam-malar hazırlama yolunda ilerliyorum.

25 Eylül 2009 Cuma

necibe'tül sitires


nisandan beri süren gergin bekleyişte bi gelişme yaşandı bugün. elim ayağım titredi. okullarda tüm yaz boyu yattıktan sonra telaşla yeniden çalmaya başlayan ziller gibi çaldı eteklerim. etekler sevinçten mi çalar yoğusam heycandan mı tam bilemedim gerçi. ama benim etekler heyecandan, yanlış anlaşılmasın sıratı geçmediğimiz sürece sevinç bize uygun ruh durumu değil! stresten/vakitsizlikten/üşengeçlikten bi türlü dosyaları son haline getirememe durumu ve her gün yinelediğim bu gece yaparım temalı dejavu dakikaları artık son bulacak. bu iyi bi şey diye bakmak lazım.
bu iş bitince napmalıyım? (yani olumlu bitince diyorum sayın bayım hani olurda eşiği atlayamazsak naparız diye düşünmek istemiyorum şimdi.) ahtım var (yoksa ahdım mı var?) oğluşla oynamak, onun büyümesine daha yakından tanıklık etmek ve hobisel yaşamak istiyorum bi süre (3 vakit mi desem 5 vakit mi bilmiyorum ama bi süre işte kısa da olsa olur) bi halk oyunudur, örgüdür, bisiklettir, tenistir, yüzmedir, filmdir, kitaptır şeklinde yoğun yaşamak bi süre, sonra hobisel bakış açısını hayatıma yaymak, iş-güç şeklinde geçen hayatla harmanlamak bunları. yani çalışırken harcadığım enerjiyi toplayabilecek kanallar üretmek. onlardan beslenip aileme karşı ve işimde daha keyifli ve verimli olabilmek.
biraz daha sıkarsam dişimi her şey güzel olacak.
özlem tekinden gelsin efenim: "sabır iyi bi şey, sabır iyi bi şey".

2 Temmuz 2009 Perşembe

hayat ne bayat

sıkım sıkım sıkıldım. acayip sıkıcı bi insan oldum. kendimden bile sıkılmaya başladım.
okul kapandı ama tatil olmadı gitti bana. ne evdeki ne okuldaki işleri rayına oturtabildim. yavru kuşumla istediğim gibi ilgilenememek de cabası. eskiden gece filan çalışırdım adam gibi. şimdi tavuksu bi yaşam tarzına doğru kayış içindeyim. akşam 9 olduğumu koltukta uyumaya başlıyorum. saat 10 yatağa kon olayını çoktan geçtim yani.
offf...

25 Nisan 2009 Cumartesi

zaman düşer ellerimden yere


off offf. hayatın hızı başımı döndürüyo. kendimi yaşamaya bırakıyorum.
karşısına geçip bakınca bu cümleler çok hızlı yaşayan birinin ağzından dökülmüş gibi duruyo. doğru değil aslında. ya da bir bakıma doğru. yani o eğlenceli ortam senin bu sanatsal ortam benim, bugün şurda takılalım yarım şu etkinliği kaçırmayalım tarzı bi hızlı yaşar halim yok.
ama bugün oğlum 2 kez kustu, doğru dürüst yemek yemedi, yarın bir proje teklifi sunucam, öğleden sonra annemle oğlumu teyzeme bırakıcam, öbür gün yayın kurulu toplantısı var, kongrede sunacağım bildiriyi tamamlamalıyım, oğlumun dr.undan randevu alınacak, obamalık durumlarım ayrı bi konu, tabi bunların arasında dersler, okunmayı bekleyen ödevler, sınav kağıtları, öğrenciler vs var. özbakımdır, çamaşır, bulaşıktır, gibi işleri saymıyorum bile. her allahın kulu "ee bunu biz de yapıyoruz" der diye. tüm bunlara yetişmek için hızlı yaşamak gerekiyo biraz.
bu anlamda hızlı yaşaman ne demek peki? işleri öncelikle önem sırasına koymak. önem sırasının sonlarında yer alan ama illa yapman gerekenleri biraz üstün körü geçiştirmek. orta sıralardaki işlerden bi kaçını aynı anda yapmaya çalışmak. aynı anda yaparken de o işe kendini verememek, yaptığın işin kalitesinden hoşnutsuz olmak. bazılarını ertelemek, bazılarını heppp ertelemek. genelde yapılacakları son gece ya da son dakika filan yapmak. kafanda çığlık çığlığa bağıran yarım kalmış işler sebebiyle önündeki işe konsantre olamamak...yazdıkça içim daralıyo. durumum içimi daraltıyo yani. bir an önce düzlüğe çıkmayı, işleri rayına koymayı istiyorum artık. ertelemek zorunda kalmadığım, yaptığım işin kalitesinde rahatsız olmadığım günleri özledim. yolumun düzlüğe çıkmasına daha var galiba ama kestirme bi yol bulmalıyım senırım.
offf diye başlamışım. ohhhh diye bitirebilmek isterdim. neyse ohh diyeceğim günlere fincan kaldırıp çalışayım biraz.

17 Nisan 2009 Cuma

hatlar çok pis karıştı...

aşağıdaki yazıyı başka bir bloga göndermişim. 7-8 yazarı olan ve bambaşka bir konsepte sahip bir bloga :))) kafam nerdeyse artık..

dondurmam kaymak
bi dondurma keyfimiz vardı; balkonda laptoptan lost izleyip, kutu kutu dondurmayı mideye indirirdik karıkoca. sıcak yaz günü yapılacak en süper etkinlik oydu zaten. gerçi kışın da yapıyoduk aynı olayı ama balkonda değil salonda tabi. sonra ben hamile kaldım, çocuumuz oldu derken hayatımız acayip deyişiverdi. üstüste 8 bölüm lost izlediğimizi bilirim. şimdi tek bölümü bile baştan sona izleyemediğimiz oluyor. bu akşam dondurmanın üstüne baileys döktüm biraz tam kaşığıma aldım biraz, oğluşumdan uyanma sesi... neyseki emzik verir vermez daldı yine uyku alemine, dondurmam gaymak deyip devam ettik... bu arada günün zaferi nüfus cüzdanı örneğini aldım sevgili muhtardan :)))