şiyir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiyir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2010 Cuma

gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?



bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende
gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?

bugün bu çimen bizim, yarin kim bilir kim
gezecek, bizim topragin yeşilligince

seher yeli eser yırtar etegini gülün
güle baktıkca çırpınır yüreği bülbülün

sen şarap içmene bak, çünkü nice gül yüzler
kopup dallarindan toprak olmadalar her gün

bu yıldızlı gökler ne zaman basladı dönmeye
ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe
aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen
mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işte

26 Ekim 2010 Salı

ağır ölüm

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar,
her gün aynı yoldan yürüyenler,
yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler,
giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler,
tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar,
beyaz üzerinde siyahı tercih edenler,
gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler,
bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar,
hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.


Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.
Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler,
ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar,
daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler,
bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar,
bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden,
anımsayalım her zaman:
yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.
Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.

Pablo Neruda.

22 Ekim 2010 Cuma

seynirli pandiviç

depresyonizmin kör kalemtraşlarında
merhameti yardımcı fiilerde aradım,
kapılarını çaldım toprak solucanlarının
belki bi yudum egsoz dumanı verirler umuduyla.

ne gözlük camları duydu sesimi,
ne de prefabrik evlerin artezyen kuyuları.
ağda acılarıyla bastırıp
kağıt kesiklerinin sızısını
gülibrişimler düşledim kuytularda...

oysa hiroşimada bomba patladığında
ben en temiz oksijeni arıyordum
masum 2 hidrojenle birleştirme adına.
bulduğumdaysa,
gülibrişimler yeşeriverdi kış bahçemin manzarasında.