26 Ocak 2011 Çarşamba
konulu fotoya az kaldı
teknik nedenlerle konulu fotom ancak yarın karşınızda olucak.
öpenzi
23 Ocak 2011 Pazar
kedili ev kokar mı?
üniversitedeyken de böleydim ben. babam dedi ki sen oku kızım , okul bitince kendi işini kur zarar yok ama önce bi oku bakalım dedi. o günden sonra kendi işimi kurma hayaliyle yaşadım. ben kendi işimin başında olduğum hayallerini kurarken sınıf arkadaşlarım müzik grupları kurdular, gittiler festivallerde çadır filan kurdular. hayallerim öylesine beni benden aldı ki çok iyi dost olabileceğim bu sınıf arkadaşlarımla iletişim bile kuramadım. hatta araya baraj kurdum bile diyebilirim tabiri caizse .
ne diyordum? söz döndü dolaştı nerelere geldi. turşu kuramayışımı paylaşıyordum sizinle. sonra birden mayışıverdim. asıl derdim: kedi bizim minik evi kokutur mu sorusuna cevap aramaktı. ama uzun cümleler kurdum ve dönüşü olmayan bir yola girdim. kedi sorunsalı yetmezmiş gibi bir de lafı toparlama derdi çıktı mı başıma? evet çıktı efenim. hayır büyük bi evimiz olsa hiç düşünmem köpecik alırım bi tane yavrusundan. haklısınız efenim. sen kimsin ya, sen beni turgut özben mi sandın deyyus? yok efenim estafurullah, ben sizin iç sesinizim. olm manyak mısın, ne iç sesi? iç sesimsen neden senli benli konuşmuyosun da efenim filan diye hitap ediyosun uyuz? efenim çok kalbimi kırdınız bu akşam, size evde kedi beslemeylen ilgili fikirlerimi söylemiycem. ne oldu yavşak? efendi efendi konuşuyodun şimdi bu "beslemeylen", "söylemiycem" gibi kelimelerle seviyen düştü? susss! dinlemiyorum seni pislik!!!
bi dakka ya. konuşma çizgisi filan da yok benim konuşmamla bu pisliğin konuşmaları arasında. yoksa harbiden iç sesim mi o? o ben miyim? ben o mu?
amaaannnn neyse canlar ben kalkıyım bi çilingir sofrası kurayım yoksa ayık kafayla çekilmez oldu hayat!
19 Ocak 2011 Çarşamba
sözümüz söz! (konulu foto 2. bölüm)
11 Ocak 2011 Salı
yastık üstünde aşk

nasıl canlar?
seversek devam ettiririz bu işi. bizi izleyin anacım.
9 Ocak 2011 Pazar
altin yolcu
elimde bi yl tezi, kulağımda radyo odtüm. 17 yıldır bu yollarda gidip geliyorum sanırım bu en keyifli bir yolculuklarımdan biri. nasıl keyifli olmasın, misal az evvel şenol günbayrakla gülmekten etlerimiz sallandı :/
5 Ocak 2011 Çarşamba
evladım, hadi bakim sen de civıl ablanın elini öp

3 Ocak 2011 Pazartesi
2011


illallah ajandasının yanında biraz genç irisi denebilir. hatta fotoda görüldüğü gibi kendisi netbooktan irice. flu görüntü hem yılın ilk gününe yazdıklarım belli olmasın, hem koca kişisiyle elimizde kadehlerle teşhir olmayalım diye. hem de biraz nezleyim üzerinize afiyet :) bomba gibi bir yıla başlarken sönük bir post farkındayım. amaaaaan en kötü postum böyle olsun bea!
öpüyorum.
29 Aralık 2010 Çarşamba
ören bayan
efenim bu beremizin (çok uygun bir ortamda olmasa da) çekilebilmiş portre fotosu:

ilk kar sevincinde berenin oğluşu nasıl da ısıttığını hissedebiliyor musunuz : )
bir anne olarak oğluşumu gördüğü ilk kar yağışınca kardan adam yapmaktan mahrum etmedim elbette. minik bir kardan adama yapmaya giriştik hemen. ben kardan adamın gözü için minik taş vs aramaya çalışırken oğluşumda kardan adama kulak yapmış resimde gördüğünüz gibi. ben o ilk kardan adamını ben de ilk kulaklı kardan adamımı yapmış oldum yani. bu da kulaklı kardan adamımız: 
28 Aralık 2010 Salı
sarı muz minik uzaylı sütten kesti mi?
uzun zamandan beri barış mançonun arkadaşım eşek şarkısının bazı kısımlarını kendince söylemekteydi. bu akşam şarkının "sarıkız minik buzağıyı sütten kesti mi" kısmını başlıkta da yazdığım üzere "sarı muz minik uzaylı sütten kesti mi" şeklinde söylediğini duyup çok güldük.
bu komik yanlış söyleyiş tarihe geçsin, sadece bizi değil okuyanları da güldürsün, ve dünya daha yaşanası bi yer olsun diye yazıyorum bunları. bir sevgi böcüsü olarak yanaklarınızdan öpüyor en yakın zamanda daha yaşanası dünyada buluşmak üzere diyorum.
ödevleri yutup'tan yapanlar

bugün ödev okurken dosyalar arasında bulduğum sevgili öğrencim s.nin notunu sizlerle paylaşmadan edemedim...
24 Aralık 2010 Cuma
gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?
bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende
gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?
bugün bu çimen bizim, yarin kim bilir kim
gezecek, bizim topragin yeşilligince
seher yeli eser yırtar etegini gülün
güle baktıkca çırpınır yüreği bülbülün
sen şarap içmene bak, çünkü nice gül yüzler
kopup dallarindan toprak olmadalar her gün
bu yıldızlı gökler ne zaman basladı dönmeye
ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe
aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen
mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işte
4 Aralık 2010 Cumartesi
elektrik süpürgesi
sulu mu yoksa susuz-torbasız tip mi almalı acaba? buraya yolu düşenlerden bu konuda önerisi olan yok mudur?
25 Kasım 2010 Perşembe
küfür etmek
küfür adı verilen ve nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan bu kelime ve kelime grupları günlük hayatımızda sıkça karşımıza çıkar. 7den 70e, her kesimden ve her cinsiyetten insanın küfrettiğine tanık oluruz. ayrıca gizli küfürcüler dediğimiz ve küfürlerine tanık olamadığımız bir kesim de mevcuttur. her küfrün sınırları farklı olduğu gibi her bireyin de küfürleri farklıdır elbet.
küfür ademden beri insanoğlunun evrimine eşlik etmekte, biçim değiştirerek her dönem onun yanında yer almaktadır. adem ve havvanın daha cennetten kovulmadan önce bile kızgınlık anlarında küfürleştiklerine ilişkin rivayetler mevcuttur. peki nedir bu küfrün hala hayatta kalabilmesinin sebebi?
öncelikle hepimizin hemen aklına gelebilecek gerçek; sınırlı dozajdaki küfür sizi ruhen rahatlabilir: çok kızgınsanız ve öfkenizi karşılamaya sıradan sözler yetersiz kalıyorsa, ruhunuzun yelpazesi küfürün ta kendisidir (bakınız zekeriya beyazın magazin programlarındaki söylemleri). ilgili literatür incelendiğinde günde 1 ila 3 kez arasında küfür eden insanların hiç küfür etmeyen insanlara göre daha serin ruhlara sahip oldukları hatta kendilerini cool olarak tanımladıkları görülecektir.
ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır; küfür yüzünden kötü bi insan olma yolunda ilerleyebilirsiniz. ağzımızdan çıkanlar bi süre sonra bizim düşünce ve davranışlarımızı şekillendirebilirler. yapılan araştırmalar göstermektedir ki; arabayla sakin sakin yol alırken biraz ilerde sağda parkemiş gibi duran bi aracın kaptanı ya da kaptaniyesi zart diye önüne atıldığında "hay senin ağzına s.çiyim o./o. çocuğu" biçiminde küfür eden kimseler, bi süre (1 yıl içinde)sonra s.çmak için tuvalet yerine kaptan yahut kaptaniye ağzı aramaktadırlar. işte bu insanların yaşlılıkları hiç çekilmez.
evet programımızın sonuna geldiğimiz bu saniyelerde küfürün dozajını iyi ayarlayın, sevin sevilin diyoruz, öpüyoruz.
24 Kasım 2010 Çarşamba
öğretmenim canım benim canım benim

bu da gogıl amcanın öğretmenler gününe bakışı. ne amaçla koyduklarını bilmesen öğretmenler günü için yaptıklarını anlayamazsın. hediyeye indirgenmiş gibi. daha yaratıcı ve anlamlı çalışmalar bekliyorum kendisinden.
22 Kasım 2010 Pazartesi
garibim ama gerçeğin ta kendisiyim.
donsun, hepiniz geberin pislikler".
bi de başucu sürahisi var, boğaz kaşıntısı var ve çekim yasası var. ha bunlar ne/şimdi nağlakası var? diyenlere sesleniyorum, arkadaşım garip aşısı vardı da ben mi yaptırmadım? yok işte. yok yok yoKKKKKKKK. benim gibi sakin bi insanı bile sinirlendirip bağırttınız ya, aşkolsun size. yazımın her paragrafında birilerine seslenmek ve dahi bağırmak zorunda kalışım zoruma gidiyor. tıpkı geçen yıl grip aşısı yaptıran dövlet böyüklerim gibi öfkeme hakim olamıyor, sinirli sinirli bağırıp çağırıyorum. eğer kalbinizi kırdıysam affola. bi aşı için kalbinizi kırdığıma deymez biliyorum. sözlerime son verirken sizleri bülbül koçaklamasıyla başbaşa bırakıyorum:
"garip garip ötme bülbül. beni benden alma bülbül. alma bülbül, alma bülbül. beni derde salma bülbül"