üniversitedeyken de böleydim ben. babam dedi ki sen oku kızım , okul bitince kendi işini kur zarar yok ama önce bi oku bakalım dedi. o günden sonra kendi işimi kurma hayaliyle yaşadım. ben kendi işimin başında olduğum hayallerini kurarken sınıf arkadaşlarım müzik grupları kurdular, gittiler festivallerde çadır filan kurdular. hayallerim öylesine beni benden aldı ki çok iyi dost olabileceğim bu sınıf arkadaşlarımla iletişim bile kuramadım. hatta araya baraj kurdum bile diyebilirim tabiri caizse .
ne diyordum? söz döndü dolaştı nerelere geldi. turşu kuramayışımı paylaşıyordum sizinle. sonra birden mayışıverdim. asıl derdim: kedi bizim minik evi kokutur mu sorusuna cevap aramaktı. ama uzun cümleler kurdum ve dönüşü olmayan bir yola girdim. kedi sorunsalı yetmezmiş gibi bir de lafı toparlama derdi çıktı mı başıma? evet çıktı efenim. hayır büyük bi evimiz olsa hiç düşünmem köpecik alırım bi tane yavrusundan. haklısınız efenim. sen kimsin ya, sen beni turgut özben mi sandın deyyus? yok efenim estafurullah, ben sizin iç sesinizim. olm manyak mısın, ne iç sesi? iç sesimsen neden senli benli konuşmuyosun da efenim filan diye hitap ediyosun uyuz? efenim çok kalbimi kırdınız bu akşam, size evde kedi beslemeylen ilgili fikirlerimi söylemiycem. ne oldu yavşak? efendi efendi konuşuyodun şimdi bu "beslemeylen", "söylemiycem" gibi kelimelerle seviyen düştü? susss! dinlemiyorum seni pislik!!!
bi dakka ya. konuşma çizgisi filan da yok benim konuşmamla bu pisliğin konuşmaları arasında. yoksa harbiden iç sesim mi o? o ben miyim? ben o mu?
amaaannnn neyse canlar ben kalkıyım bi çilingir sofrası kurayım yoksa ayık kafayla çekilmez oldu hayat!




illallah ajandasının yanında biraz genç irisi denebilir. hatta fotoda görüldüğü gibi kendisi netbooktan irice. flu görüntü hem yılın ilk gününe yazdıklarım belli olmasın, hem koca kişisiyle elimizde kadehlerle teşhir olmayalım diye. hem de biraz nezleyim üzerinize afiyet :) 




